T

Tarihi Yerler & Farklı Aktivite Alanları

Selçuk Efes

Apasa, Ephesos, Ayasuluk, Selcuk!

17Km-19Min.

Efes (Grekçe , Ephesos) Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü Selçuk ilçesinin 3 km uzağında bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kentiydi. Klasik Yunan döneminde İyonya'nın oniki şehrinden biriydi. Kuruluşu Cilalı Taş Devri MÖ 6000 yıllarına dayanır.

Neolitik Dönem Efes 

1996 yılı içinde, Selçuk Aydın ve Efes yol üçgeninin yaklaşık 100m kadar güney batısında, mandalin bahçeleri arasında Derbent Çay'nın kıyısında Çukuriçi Höyük saptanmıştır. Arkeolog Adil Evren başkanlığında yapılan araştırma ve kazılar sonucu, bu höyükte taş ve bronz baltalar, iğneler, açkılı seramik parçaları, ağırşaklar, obsidien (volkanik cam) ve sileks (çakmak taşı), deniz kabukluları, öğütme ve perdah aletleri ele geçirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler ışığında, Çukuriçi Höyük'te, Neolitik Dönemden Erken Bronz Çağına kadar bir yerleşimin ve yaşamın olduğu saptanmıştır. Aynı tür malzemeler, yine Selçuk, Kuşadası yolunun yaklaşık 8. km'de Arvalya Deresi'nin bitişiğinde Gül Hanım tarlasında Arvalya Höyük saptanmıştır. Çukuriçi ve Arvalya (Gül Hanım) höyüklerinde saptanan eserler ile, Efes'in yakın çevresinin tarihi böylece Neolitik Dönem'e kadar ulaşmaktadır.

Helenistik Dönemi Efes 

MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, MÖ 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise Büyük İskender'in generallerinden Lysimakhos tarafından MÖ 300 yıllarında kurulmuştur. Şehir Romadan özerk bir şekilde Apameia Kibotos şehri ile ortak para bastırmıştır. Bu şehirler klasik dönemdeki Küçük Asya'da çok parlak yarı özerk davranmaya başlamışlardı. Lysimakhos, kenti Miletli Hippodamos'un bulduğu "Izgara Plan"a göre yeniden kurar. Bu plana göre, kentteki bütün cadde ve sokaklar birbirini dik olarak keser.

Roma Dönemi Efes 

Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Roma İmparatoru Augustus zamanında, Asya Eyaleti'nin başkenti olmuş ve nüfusu o dönem (MÖ 1.-2. yüzyıl) 200.000 kişiyi aşmıştır. Bu dönemde her yer mermerden yapılmış anıtsal yapılarla donatılır.

 

Ephesus (Ancient Greek , Ephesos; Turkish Efes) was an ancient Greek city, and later a major Roman city, on the west coast of Asia Minor, near present-day Selçuk, Izmir Province, Turkey. It was one of the twelve cities of the Ionian League during the Classical Greek era. In the Roman period, Ephesus had a population of more than 250,000 in the 1st century BC, which also made it one of the largest cities in the Mediterranean world. 

 

The city was famed for the Temple of Artemis (completed around 550 BC), one of the Seven Wonders of the Ancient World. The temple was destroyed in 401 AD by a mob led by St. John Chrysostom. Emperor Constantine I rebuilt much of the city and erected new public baths. The town was again partially destroyed by an earthquake in 614 AD. The city's importance as a commercial center declined as the harbor was slowly silted up by the Cayster River (Küçük Menderes).

Ephesus was one of the seven churches of Asia that are cited in the Book of Revelation. The Gospel of John may have been written here.[4] The city was the site of several 5th century Christian Councils, see Council of Ephesus. It is also the site of a large gladiators' graveyard.

Today's archaeological site lies 3 kilometers southwest of the town of Selçuk, in the Selçuk district of İzmir Province, Turkey. The ruins of Ephesus are a favorite international and local tourist attraction, partly owing to their easy access from Adnan Menderes Airport and via the port of Kuşadası.

Neolithic age

The area surrounding Ephesus was already inhabited during the Neolithic Age (about 6000 BC), as was revealed by the excavations at the nearby hoyuk (artificial mounds known as tells) of Arvalya and Cukurici. 

Bronze Age

Excavations in recent years have unearthed settlements from the early Bronze Age at the Ayasuluk Hill. In 1954, a burial ground from the Mycenaean era (1500–1400 BC) with ceramic pots was discovered close to the ruins of the basilica of St. John. This was the period of the Mycenaean Expansion when the Achaioi/ (as they were called by Homer) settled in Ahhiyawa during the 14th and 13th centuries BC. Scholars believe that Ephesus was founded on the settlement of Apasa (or Abasa), a Bronze Age-city noted in 14th-century BC Hittite sources as the land of Ahhiyawa.

Dark ages
Ephesus was founded as an Attic-Ionian colony in the 10th century BC on the Ayasuluk Hill, three kilometers from the center of ancient Ephesus (as attested by excavations at the Seljuk castle during the 1990s). The mythical founder of the city was a prince of Athens named Androklos, who had to leave his country after the death of his father, King Kadros. According to the legend, he founded Ephesus on the place where the oracle of Delphi became reality ("A fish and a boar will show you the way"). Androklos drove away most of the native Carian and Lelegian inhabitants of the city and united his people with the remainder. 

 

Milet

Milet'in kuzeyinde Samson Dağı, doğusunda Beşparmak Dağları yer almaktadır. Antik dönemde, Ege Denizi'nin şehrin önünde oluşturduğu körfez, o günden bugüne Büyük Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonlarla dolmuştur.Günümüzde Milet'in denizden uzaklığı 8 kilometredir.

Milet, Antik Çağ'da Anadolu'nun en önemli kültür merkezlerinden biriydi. Eşit açılı ikizkenar üçgenin ve ünlü kuramın yaratıcısı Thales,Miletlidir.Astronom ve filozof Anaksimandros,coğrafyacı Anaksimenes,tarihçi Hekataios,Ayasofya'nın mimarlarından İsidoros,ızgara şehir planının ilk uygulayıcısı Hippodamos da Milet'de yetişmiş bilim adamlarıdır.

 

Samson(Mykale) Mountain rises to the north of Miletus, while the Beşparmak  (Latmos) Mountains are to the town's east. While the Aegean Sea used to form a gulf in front of the town in antiquity,it has since been filled with the alluvial deposits brought by the Büyük Menderes River (Meander). Today,Miletus is 8km (5miles) to the shore.

Miletus was one of the most important cultural centers of ancient times. Thales, the inventor of isosceles triangle and his well-known theorem,was from Miletus.Astronomer and philosopher Anaximander; geographer Anaximenes; historian Hecataeus; Isidore, one og Hagia Sophia's architects and Hippodamus, the first to implement urban grid planning,were all scholars who came from Miletus.

 

 

İsa Bey Camii

Cami, Ayasuluk Tepesi'nin güneybatı yamacında, Artemis tapınağı ile Saint Jean Kilisesi arasındadır. 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmıştır.Türk mimarlık tarihinin Anadolu Beylikleri Dönemine ait en gösterişli eserlerinden biridir. Cami, 19.yüzyılda kervansaray olarak da kullanılmıştır.Camiye, doğu ve batı yönlerindeki iki kapıdan girilir. Batı duvarı mermerle kaplı caminin diğer duvarları kesme taştan yapılmıştır. Batı kapısı geometrik motiflerle süslüdür. 

Selçuklu taş işçiliğinin özgün örneklerinden biri olan camiinin taş işlemelerinin güzelliği dikkat çekicidir. Camii'nin şerefeden yukarısı yıkık,tuığladan yapılmış olan batı minaresi sekizgen taban üzerine oturtulmuştur.Doğu minaresi ise yıkılmıştır. Camiinin yanında tuğla ve taş duvarlı, piramit çatılı kime ait oldugu bilinmeyen bir türbe vardır.

 

İsa Bey Mosque

The mosque is located on the southwest slope of Ayasuluk Hilli between the Temple of Artemis and the Basilica of St.John. It was built by Aydınoğlu İsa Bey  in 1375 and is one of the most impressive examples of Turkish architecture from the era of Anatolian principalities called beylik. The mosque was also used as a caravanserai in the 19th century. The entrances are from doors on the east and west sides. The western wall is marble-covered, while the other walls are made of cut stone. The western door is decorated with geometric designs.

The mosque presents a unique example of seljuqs' stone working with is beautiful stonecarved desgins. The western minaret, in ruin from balcony up, is made of bricks and sits on an octagonal base. The eastern minaret has completely collapsed. There is an unnamed shrine next to the mosque made of bricks and stone, with a pyramid roof.

 

 

Şirince

Kesin olarak bilinmese de Şirince'nin Efes kentinin limanının Scala Nuova veya Kuşadası'na taşınmasından sonra dağa çıkan küçük bir topluluk tarafından kurulduğu kabul edilir. Bu zorunlu taşınmaya su taşkınlarının ve alüvyonların neden olduğu düşünülüyor. Eski kaynaklarda Şirince'den ''Dağdaki Efes'' diye söz edilir. Köyün varlığını gizleyebilmek için de Çirkince isminin kullanıldığı tahmin ediliyor. Bizans ve Türk beylikleri dönemlerinde de bu isim Kırkınca veya Kırkıca'ya dönüşür.

Bir vadinin yanmacına yerleşik köyde, 19.Yüzyıldan kalma, tipik ve birbirinden güzel 200 kadar ev koruma altına alınmıştır. Şirince'de son yıllarda çok güzel butik oteller ve küçük restaurantlar açılmıştır.

 

Şirince 

Though nor certain, it is accepted that Şirince was set up by a small community that  migrated to the mountains after Ephesus' harbor was moved to Scala Nuova or Kuşadası. İt is thought that floods and silt caused this compulsory move.Old sources refer to Şirince as ''Ephesus in the mountains''. It iş thought that the name Çirkince- uglyish- was used to hide the existence of the village. During the periods of the Eastern Romans and Turkish principalities, that name became Kırkınca or Kırkıca.

Set on the edge of a valley , around 200 unique and striking 19th century village houses. Have  been olaced under protection. Quality boutique hotels and quaint restaurants have been openedim Şirince in recent years

 

 

 

Efes  Müzesi

Efes Müzesi, dünyanın en önemli ve en zengin yerel müzelerinden biridir.  Son şeklini 1994 yılında almış olan müzede Efes,Saint Jean,Belevi Mezar Anıtı ve yakın çevredeki ören yerlerinden gün ışığına çıkarılmış ve bir bölümü sergilenmekte olan 60 000 den fazla eser vardır.

Artemis salonu, müzenin simgesi olan Efesli Artemis heykelellerine ayrılmıştır. Roma dönemine tarihlenen bu heykeller Efes'te prytaneion kazılarında bulunmuştur. Artemis tapınağı'nı süsleyen dört atlı arabanın atlarından biri ve Artemis Tapınağı'nın kurşun su borusu parçası da  bu salondadır.

İmparator kültleri Salonu'nda, Hadrianus Tapınağı'nın orjinal frizleri, Domitianus Tapınağı sunağının bir parçası, Domitianus heykeli, İmparator Augustus heykeli ve Part Anıtı'ndan bazı parçalar görülebilir.

 

The Ephesus Museum is one of the most important local museums with a very rich collection of over 60 000 artifacts from Ephesus,St.John Basilica, the Belevi Mausoleum and other excavation sites in the area.

The artemis Hall is reserved for the museum's signature Ephesian Artemis statues. Dated to the Roman period, these statues were found during the Prytaneion excavations in Ephesus. One of the horses of the four chariots decorating the Artemis Temple is also displayed here,as well as a piece of the temple's leaden water pipe.

The Emperor Cults Hall has the original friezes of the Temple of Hadrian, a piece of the Domitian Temple's altar, a statue of Emperor Augustus and pieces from the Part Monument on display

 

 

 

Güzelçamlı Milli Parkı

Dilek Yarımadası'nın sonundaki bu olağanüstü güzellikteki milli park alanında bölgenin en güzel ve en berrak denizi bulunmaktadır.Kuşadası'ndan Milli park alanına yaklaşık 45 dakikada gidilebilmektedir. Günübirlik yararlanabilen Güzelçamlı Milli Parkı, 27,675 hektar büyüklüğündedir. Milli Park'ta yarı evcilleşmiş yaban domuzlarının yanı sıra vahşi atlar,geyiklerve yüzlerce kuş çeşiti varlığını sürdürmektedir. Milli Park'ın Yunanistan'ın Sisam Adasına en yakın noktası Dip Burnu'dur.Dip Burnu'nun ıssız kumsallarında kum zambakları yetişir. Sisam Adası ile Milli Parkı'nı Dilek Boğazı ayırır. Parkın, palamut ve mazı meşesi ağacı sayısı da dikkate değerdir

 

Güzelçamlı National Park

At the end of the Dilek Peninsula,this incredibly beautiful national park harbors the clearest and most picturesque sea of the area. You can travel there from Kuşadasıin about 45 minutes.The park covers an area of 27.675 hectares.Semi-domesticated wild boars,horses,deers and hundreds of species of birds are native to the park.Dip cape, with its deserted beaches sprinkled with sand daffodils, is the closest point to the Greek Island of Samos. The Dilek Strait Separates Samos from the National Park. The park has also remarkable numbers of Cypresses and Turkish oaks.

 

Meryem Ana Evi

Meryem Ana Evi, İzmir Selçuk'taki Bülbüldağı'nda İsa'nın annesi Meryem'in son yıllarını St. Jean (Yuhanna) ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise. Hıristiyanlar için hac yeridir. Meryem'in mezarının da Bülbüldağı'nda olduğu düşünülür. Burada İsa Peygamber’in annesi Meryem’in yaşadığına ve öldüğüne inanılır. Hristiyanlar yanında Müslümanlarca da kutsal sayılır ve ziyaret edilir, hastalara şifa aranır, adaklar adanır.

 

The House of the Virgin Mary

The House of the Virgin Mary (Turkish: Meryem ana or Meryem Ana Evi, "Mother Mary's House") is a Catholic and Muslim shrine located on Mt. Koressos (Turkish: Bülbüldağı, "Mount Nightingale") in the vicinity of Ephesus, 7 kilometres (4.3 mi) from Selçuk in Turkey. Pilgrims visit the house based on the belief that Mary, the mother of Jesus, was taken to this stone house by Saint John and lived there until her Assumption (according to Catholic doctrine) or Dormition (according to Orthodox belief)

 

OLD TOWN TANNERİES

Tabakhaneler


1937 yılından sonra kentin gelişmesine ayak uydurarak tabakhaneler Akıncılar Caddesinden  (İnönü Bulvarı) Akyar Mevkiine, şimdiki Yat limanının karşısına taşındı. 1968 yılına kadar burada karatabaklıkla vaketa ve daha bir çok deri malzeme üretilmiştir.  Tabakhaneler 1970 lerden sonra uzun yıllar evsizlere barınak olmuş ve büyük ölçüde de tahrip olmuştur.

Eski tabakhane bölgesi, hala sahip olduğu mütevazi tasarım özellikleri, özgün dolu-boş dengesi ve insan ölçeğine yakınlığı ile Kuşadası için önemli bir potansiyeldir. Aynı işlevi devam ettirmesi mümkün olmayan bu yapıların varlıklarını sürdürebilmeleri için yeniden işlevlendirilmelerine yönelik belgeleme, analiz ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır.

Aslına uygun olarak restore edilen binalar Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenmiştir.

DoubleTree by Hilton Kuşadası markası altında yeni bir otel yapısı ile yeniden  işlevlendirilen eski tabakhane binaları birleşerek özel bir sentez meydana getirmişlerdir.

Gerek geçmişe saygılı özgün restorasyonu  ve gerekse elit hizmet sunumu yanında ticari fonksiyonları ile yerli ve yabancı konuklar tarafından kent merkezinde ziyaret edilecek çok özel bir nokta olarak tasarlanmıştır.

Eski tabakhane yapıları yığma taş sistemdedir. Çatı makasları, pencere-kapı doğramaları ahşaptır. 2 katlı olan yapılarda ara katlarda çelik putrel üzerine ahşap döşeme uygulanmıştır. Tümü alaturka kiremitli yapıların arasındaki alanlarda sokak ve avlu düzenlemeleri yapılmıştır

Karatabaklık

Herhangi bir amaçla öldürülen hayvanın yüzülen derisi canlı bir organizmadır.

Kısa zaman içerisinde işlenmezse bozulur, kokar, sertleşir ve atılacak hale gelir. İnsanoğlu bunu önlemek için yüzyıllar boyunca çeşitli yöntemler geliştirmiştir.

Ham deriyi kullanılabilir hale getirmek için uygulanan işlemlerin tümüne tabaklama (sepileme), bu işi yapana da tabak ustası, debbağ (sepici), karatabak denmektedir. Tabaklık, derinin kurumadan ve bozulmadan  deriyi işleme terbiye etme zanaatının, sepiciliğin bir diğer adıdır. İşlenen deriler giyim kuşam eşyaları başta olmak üzere pek çok yerde ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.

Deri işlemenin, tabaklamanın yapıldığı yerlere de tabakhane ya da debbağhane denmektedir.

Herhangi bir güç, pervane, kimyasal kullanmadan deri işleyen tabaklara karatabak denir.

Bir postun gelip işlenmiş deri olarak çıkması 5-6 ay sürerdi. Karatabaklıktan makinelere geçilince deri işleme süresi düşmüştür. 1960’lı yıllarda Kuşadası’nda 2-3 tabak makineye geçmiş, böylece karatabak işi 1960’larda son bulmuştur. 

Son karatabaklığın yapıldığı bu alanda, yok olan ve çok da bilinmeyen bir meslek grubunu yeniden canlandırmak mümkün olmasa da, bu zanaatın icra edildiği yapılar aracılığıyla geleneksel deri üretimini tekrar hatırlamak ve hatırlatmak mümkün olmaktadır.

 

Kuşadası Vaketa'sı

Deri tabaklama işlemi ve karatabaklık, yöreden yöreye bazı farklılıklar göstermektedir.

Kuşadası’nda şu anda restorasyonu tamamlanmış olan binalarda 1937-1968 yılları arasında çalışan tabaklar büyükbaş hayvan derisi işler ve ağırlıklı olarak vaketa üretirlerdi. Vaketa, postal, hayvan koşumları, kütüklük ve saraciyede kullanılan  bir deri çeşididir. Vaketa deri, orta ve hafif ağırlıkta ham sığır derilerinin bitkisel tanenler ile tabaklanmasından  sonra, yağlanmak ve sırça (cilt) tarafı perdahlanmak suretiyle elde edilen, doğal renkli veya boyanmış, kösele deriye göre daha yumuşak tutumlu deri iptir. Sığır derisinden, özellikle de inek derisinden imal edilir.

Bu bölgede üretilen vaketalar ülke içinde hatta yurtdışında bile kalitesi açısından bir üne kavuşmuştu. Bodrum’un ünlü sandaletlerinin vaketaları burada üretilirdi.

Vaketalar dışında kalan üründen; taban astarı, liso cinsleri, sabunlu kösele ve ekonolli yapılırdı.

 

Tanneries


The old tannery buildings created a special synthesis with combination by functioning a new hotel structure again under DoubleTree by Hilton Kuşadası brand.

The buildings which are registered by the High Council of Monuments have been restored in accordance with their original structure.

It was designed as a very special point which will be visited in the city center by the domestic and foreign guests with commercial functions besides authentic restoration respectful to the past and elite service.

The old tannery buildings were stone masonry. Roof truss, windows and door profiles were wooden. Street and yard arrangements were made between the buildings which all of them have pentile roof.

 

Karatabaklık



Leather Processing Master

All the processes performed to make leather available to use are named as tanning, the master who performs these processes is called as karatabak. Tanning is the name given to crafting process of leather before it dries and without breaking it down. We might see the processed leathers as products on so many places mainly on apparels.

The places where the leather is processed namely tanned are called as tanneries.

The one who processes the leather without any power, propeller, chemical is called karatabak.

 

Calfskin


VAKETA

Calfskin of Kuşadası

Leather tanning process and karatabak show differs from region to region.

Calfskin is a type of leather used on boots, harnesses and accessories. Calfskin leather is a softer leather according to the stout leather, dyed or with natural color obtained from raw cattle skin with medium and light weight.

Calfskins of the famous sandals of Bodrum are produced here.

When you visit our museum, you can see some of the products produced here during that period.